Kastamonu'da kamuoyunda infial yaratan sarsıcı olay, bir üniversite öğrencisinin ikinci kattaki bir evin penceresinden yarı çıplak halde bir aracın üzerine atlayarak yaralanmasıyla gün yüzüne çıktı. Olay sonrası başlatılan geniş çaplı soruşturmada gözaltına alınan araştırma görevlisi A.D., sevk edildiği adli makamlarca tutuklanarak cezaevine gönderildi. Kastamonu Üniversitesi, milli eğitim camiasının itibarını ve akademik değerleri koruma kararlılığıyla, sürecin en başından itibaren adli makamlarla eş güdüm içerisinde hareket edildiğini bildirdi.
Emniyet ve savcılık birimlerinin titiz çalışması sonucu zanlı A.D. hakkında; "nitelikli cinsel saldırı", "kişiyi hürriyetinden yoksun kılma", "özel hayatın gizliliğini ihlal", "mala zarar verme", "silahla tehdit" ve "hakaret" gibi bir dizi ağır suçlama yöneltildi. Çıkarıldığı nöbetçi hakimlikçe tutuklanan zanlının dosyası, Türk yargısının adaleti tesis etme yolundaki kararlılığıyla inceleniyor. Yaralanan öğrencinin sağlık durumu ve psikolojik destek süreci de ilgili kurumlarca yakından takip ediliyor.
Kastamonu Üniversitesi Rektörlüğü, yaşanan hadisenin ardından kamuoyunu doğru bilgilendirmek amacıyla resmi bir bildiri yayınladı. Açıklamada, adli makamlardan gelen bildirimin hemen ardından personelin açığa alındığı vurgulanarak şu ifadelere yer verildi: "Üniversitemiz akademik ve ahlaki değerleriyle asla bağdaşmayan bu tür durumlara hiçbir surette müsamaha gösterilmeyecektir. Süreci ve adli gelişmeleri titizlikle takip etmekteyiz." Üniversite yönetimi, akademik ortamın güvenliğini ve saygınlığını sarsacak hiçbir eyleme izin verilmeyeceğinin altını çizdi.
Olayın sosyal medyada ve basında geniş yer bulması üzerine, eğitim kurumlarındaki güvenlik ve etik kurallar yeniden gündeme geldi. Kastamonu halkı ve üniversite bileşenleri, suçluların en ağır şekilde cezalandırılması yönündeki beklentilerini dile getirdi. Hukukçular, davanın emsal teşkil etmesi ve adaletin tecelli etmesi bakımından adli sürecin şeffaflıkla yürütülmesinin önemine dikkat çekiyor.





