Dünyanın en yaygın hastalığı açıklandı: 35 yılda 1.2 milyar kişiye ulaştı
Dünya genelinde 204 ülkeyi kapsayan kapsamlı bir araştırma, ruh sağlığı sorunlarının 1990 yılından bu yana yüzde 95 oranında artarak 1.2 milyar kişiyi etkilediğini ortaya koydu. Özellikle anksiyete ve depresyon vakalarındaki keskin yükseliş, uzmanları modern yaşamın insan psikolojisi üzerindeki etkilerini yeniden tartışmaya zorluyor.
Dünya genelinde yürütülen kapsamlı bir araştırma, ruh sağlığı sorunlarının geldiği ürkütücü boyutu gözler önüne serdi. 2023 yılı verilerine göre dünya genelinde ruhsal bozukluk yaşayan birey sayısı 1.2 milyara ulaşırken, bu rakam 1990 yılına kıyasla yüzde 95'lik devasa bir artışa işaret ediyor. İncelenen 12 temel ruhsal bozukluk arasında anksiyete ve majör depresif bozukluklar, sırasıyla yüzde 158 ve yüzde 131’lik artış oranlarıyla en yaygın sorunlar haline geldi.
Araştırma, bu artışın toplum genelinde homojen bir dağılım göstermediğini ortaya koyuyor. Kadınlar depresyon, anksiyete, bipolar bozukluk ve yeme bozukluklarında daha yüksek risk altındayken, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB) ile otizm gibi durumlar erkeklerde daha yaygın görülüyor. Özellikle 15-19 yaş aralığındaki gençlerin, tarihte ilk kez bu denli yüksek bir ruh sağlığı yüküyle karşı karşıya olduğu kaydediliyor.
Artışın nedenleri konusunda bilim dünyası farklı yaklaşımları bir arada değerlendiriyor.
Baş araştırmacı Dr. Damian Santomauro çok faktörlü bir yapıya dikkat çekerken, Dr. Robert Trestman ruh sağlığına yönelik toplumsal damgalamanın azalmasının, insanların sorunlarını daha rahat ifade etmelerini sağladığını ve bu nedenle kayıt altına alınan vaka sayısının arttığını belirtiyor. Ancak pek çok bağımsız uzman, durumun yalnızca "farkındalık" ile açıklanamayacağını, teşhis kriterlerinin genişletilmesinin ve modern yaşamın yarattığı atomize yapının etkili olduğunu savunuyor.
İngiltere'de son yıllarda ruh sağlığı vakalarının iki katına çıkması üzerine hükümet düzeyinde "aşırı teşhis" incelemeleri başlatılırken, Avustralyalı araştırmacılar "kavram genişlemesi" kavramına dikkat çekiyor. Geçmişte normal kabul edilen davranışların bugün patolojikleştirilme riskinin yüksek olduğunu vurgulayan uzmanlar, eğitim ve sosyal alanlarda bu durumun istatistiksel yansımalarını gördüğümüzü belirtiyor.
İlaç sektörünün büyümesi de tartışmaların merkezinde yer alıyor. Küresel antidepresan pazarının 2027 yılına kadar 18.3 milyar dolara ulaşması beklenirken, büyük ilaç firmalarının teşhis süreçlerini lobi faaliyetleriyle yönlendirdiği ve geçmişte manipüle edilmiş araştırmalarla piyasayı şekillendirdiği gerekçesiyle daha önce milyar dolarlık tazminat cezalarına çarptırıldığı biliniyor.
Modernitenin sağlığımız üzerindeki etkisi ise tartışılmaz bir gerçek olarak karşımızda duruyor. Covid-19 pandemisi sonrası keskinleşen bu tablo, sosyal medya kullanımı, hareketsiz şehir yaşamı, beslenme bozuklukları ve sürekli felaket haberleriyle çevrili bir çevresel yapının, evrimsel olarak küçük gruplara uyumlu olan insan biyolojisi üzerinde yarattığı tahribatı ortaya koyuyor.