Modern çalışma hayatı, fiziksel risklerin ötesinde ruhsal ve bedensel sağlığı tehdit eden yeni bir krizle karşı karşıya. Birleşmiş Milletler kuruluşu olan ILO'nun son raporuna göre; aşırı iş yükü, iş yerinde taciz ve uzun mesailer gibi psikososyal riskler her yıl 840 binden fazla insanın ölümüne yol açıyor. Bu ölümlerin büyük bir kısmının kalp-damar hastalıkları ve işle bağlantılı ruh sağlığı bozukluklarından kaynaklandığı belirtiliyor. ILO İş Sağlığı ve Güvenliği Ekip Lideri Manal Azzi, psikososyal risklerin modern dünyada iş güvenliğinin önündeki en büyük engel haline geldiğini vurgulayarak, çalışma ortamını iyileştirmenin sadece bir sağlık meselesi değil, aynı zamanda ekonomik bir zorunluluk olduğunu ifade etti.
Raporda yer alan verilere göre, işle bağlantılı sağlık sorunları küresel ekonomiye de ağır bir darbe vuruyor. Kalp hastalıkları ve ruhsal bozuklukların toplam maliyeti, her yıl küresel gayrisafi yurt içi hasılanın yüzde 1,37’sinin kaybıyla sonuçlanıyor. Sadece Avrupa’da bu nedenlerle her yıl 112 binden fazla ölüm yaşanıyor. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verileriyle desteklenen çalışmada; depresyon ve kaygı bozukluklarının her yıl 12 milyar iş günü kaybına neden olduğu, tükenmişlik ve kronik yorgunluğun ise çalışanları alkol, sigara ve aşırı yeme gibi sağlıksız baş etme mekanizmalarına ittiği kaydedildi.
İş yerindeki en büyük tehlike faktörlerinin başında uzun çalışma saatleri geliyor. Dünya genelindeki çalışanların yüzde 35’i haftada 48 saatten fazla mesai yaparken, haftalık 55 saat ve üzeri çalışmanın inme riskini yüzde 35 oranında artırdığı saptandı. Ayrıca çalışanların yüzde 23’ü çalışma hayatı boyunca en az bir kez şiddet veya tacize maruz kaldığını belirtirken, psikolojik şiddet yüzde 18 ile en yaygın taciz biçimi olarak öne çıkıyor. Uzmanlar; dijitalleşme ve yapay zeka ile değişen iş modellerinde kurumların önleyici adımlar atması, iş yükünü dengeli dağıtması ve destek mekanizmalarını hayata geçirmesi gerektiğini vurguluyor.





