Her şey, 1891 yılında Ünye'de dünyaya gelen zengin iş adamı Saim Birkök'ün Birinci Dünya Savaşı sırasında yaralanmasıyla başladı. Hastanede edindiği sağlam bir arkadaş, Birkök'ün hayatında önemli bir yer edindi. Bu dost, Saim Birkök'ün ölümünden sonra, oğlu olarak evlat edindiği Saim Gökdoğan’ı yüksek eğitimle donattı. Ancak, hayatın garip yolları burada kesişti: Saim Gökdoğan ve manevi babası Saim Birkök arasında bir tartışma patlak verdi ve bu tartışma trajik bir şekilde sona erdi.

Manevi Oğlunu Öldürdü, Osman Hamdi Bey’in Tabloları Çıktı
1966 yılında, Saim Birkök ve manevi oğlu arasında yaşanan şiddetli bir tartışmanın ardından, Birkök hapisteyken araştırmacı Mustafa Cezar, Birkök’ün Şişli’deki sarı köşkünde saklı kalan bir sanat koleksiyonunu keşfetti. Bu koleksiyonun arasında Osman Hamdi Bey’in "Kaplumbağa Terbiyecisi" gibi nadide eserler de vardı. Cezar, Birkök’ün izniyle bu eserlerin fotoğraflarını çekip yayınladı ve böylece tablo, Türk sanat kamuoyunda ilk defa geniş kitlelerce tanındı.
Saim Birkök, 1971 yılında kanserden hayatını kaybetmeden önce, tüm sanat koleksiyonunu ve malvarlığını kurmak istediği Birkökler Vakfı’na bıraktı. Bu vakıf, sanat tarihinin önemli parçalarından olan "Kaplumbağa Terbiyecisi"ni korumaya devam etti. Birkök'ün vasiyeti doğrultusunda, vakfın başkanlığını yapan Kemal Karhan, tabloyu da içinde barındıran koleksiyonun korunmasına özen gösterdi.
Banka Aldı İflas Etti, Pera’nın Satın Almasıyla Hala Müzede
Tablo, 1991 yılında, iş adamı ve medya patronu Erol Aksoy tarafından yapılan müzayedede tam 1 milyon dolara satın alındı. Ancak, tabloyun serüveni burada bitmedi. İktisat Bankası'nın batmasının ardından, 2004 yılında TMSF tarafından düzenlenen açık artırmada tablo, 5 milyon liraya Pera Müzesi'ne kazandırıldı. Bu, tablonun sanat dünyasında bir rekora imza atmasını sağladı ve onu Türk sanat tarihinin en pahalı tablosu haline getirdi.
"Kaplumbağa Terbiyecisi", 1906'dan bu yana bir dizi dram ve dramatik olayın parçası oldu. Osman Hamdi Bey’in bu eşsiz eseri, sanat tarihinin derinliklerinde gömülü bir hazine olarak kalmakla kalmayıp, yaşanan fırtınalı hayat öyküleriyle de zenginleşti. Herkesin keşfetmesini bekleyen bir tarih kitabı gibi, bu tablo da kendi hikâyesiyle günümüze ışık tutuyor.









