İstanbul’un kalbinde, Kağıthane’de tarım teknolojileri açısından devrim niteliğinde bir adım atılıyor. Yerin 30 metre altında faaliyet gösteren İstanbul Kapalı Dikey Tarım Uygulama Merkezi, marul ve benzeri yeşilliklerin ardından ürün yelpazesine çileği de ekledi. Proje kapsamında, bitkilerin ihtiyaç duyduğu ışık, nem ve besin değerlerinin tamamen kontrollü bir şekilde sağlandığı hidroponik (topraksız) sistem kullanılıyor. Bu teknoloji sayesinde, mevsimsel değişimlere bağlı kalmadan yılın 365 günü yüksek kaliteli ve pestisitsiz çilek üretimi mümkün hale gelecek.
Dikey tarım modeli, özellikle sürdürülebilirlik ve verimlilik açısından geleneksel tarıma kıyasla büyük avantajlar sunuyor. Geleneksel tarımda 1 kilogram ürün için 250 litre su tüketilirken, dikey tarım sisteminde bu miktar 1 litreye kadar düşerek yüzde 99’un üzerinde su tasarrufu sağlıyor. Ayrıca, sadece 300 metrekarelik bu kapalı alan, 20 bin metrekarelik bir tarlanın sağladığı üretim kapasitesine ulaşıyor. Proje Koordinatörü Hakan Aşan, üretimin şehir içinde yapılmasının lojistik maliyetlerini ve karbon ayak izini de sıfıra indirdiğini vurguladı.
Altı ay içerisinde tamamlanması planlanan AR-GE çalışmalarının ardından, Kağıthane’de üretilen taze çilekler doğrudan İstanbullu tüketicilere ulaştırılacak. Uzmanlar, bu modelin İstanbul gibi yoğun nüfuslu mega kentlerde gıda arz güvenliğini sağlama konusunda hayati bir rol üstleneceğini belirtiyor. Hastalık risklerinden ve dış etkenlerden arındırılmış bu modern tarım tesisi, "şehir tarımı" konseptinin Türkiye’deki en somut ve başarılı örneklerinden biri olarak gösteriliyor.





