Biyoteknoloji şirketi Life Biosciences tarafından yürütülen çalışmada, ilk gönüllünün tedavisine başlandığı duyuruldu. Bu tarihi deneme, ilk etapta tüm vücudu gençleştirmeyi değil, yaşlanmaya bağlı körlüğe yol açabilen glokom (göz tansiyonu) hastalığında hasar gören optik sinirleri onarmayı amaçlıyor. Göz ile beyin arasındaki bağı kuran bu sinirdeki nöronlar, yetişkinlik döneminde normal şartlarda kendiliğinden yenilenemiyor.
Yöntemin temelinde, laboratuvar ortamında hücreleri kök hücreye dönüştürebilen dört özel genden üçünün kullanılması yatıyor. Hücreler tamamen kök hücreye dönüştürülmeden, kendi özgün işlevlerini kaybetmeyecek şekilde daha genç bir biyolojik duruma getiriliyor. Tedavide, hedef genleri hücrelere taşımak için gen terapilerinde sıklıkla tercih edilen zararsız bir virüs köprüsü kullanılıyor.
Sistemin en dikkat çekici yönü ise tamamen kontrol edilebilir olması. Genlerin aktif hale gelmesi için hastaya doksisiklin adı verilen bir antibiyotik veriliyor. İlaç kullanımı kesildiğinde genlerin aktivitesi de otomatik olarak kapanıyor. Bu durum, bilim insanlarına tedavinin süresi ve dozu üzerinde tam bir denetim imkanı sunuyor.
Güvenlik endişeleri ve riskler neler?
Deney her ne kadar heyecan uyandırsa da bilim dünyası olası riskler konusunda temkinli yaklaşıyor. Hücrelerin kontrolsüz bir şekilde bölünerek kansere dönüşme ihtimali, uzmanların en büyük endişeleri arasında yer alıyor. Uzmanlar, gözün bu tehlikeli teknolojiyi test etmek için en doğru başlangıç noktası olduğunu belirtiyor; çünkü gözdeki lokal bir olumsuzluk, diğer hayati organlara kıyasla daha az risk barındırıyor.
Daha önce Harvard Tıp Fakültesi tarafından fareler üzerinde yapılan benzer çalışmalarda, bu üç genin aktive edilmesinin görme kaybını tersine çevirebildiği kanıtlanmıştı. Kemirgenler ve maymunların ardından başlayan bu insanlı ilk evrede, en fazla 12 glokom hastasının tedavi edilmesi planlanıyor. Deneyin başarılı olması durumunda, yöntemin karaciğer gibi diğer yaşa bağlı organ hastalıklarında da test edilmesi hedefleniyor.





