Hayatın her alanında — ister profesyonel ortamlarda, ister arkadaşlıklarda ya da kişisel ilişkilerde olsun —
güçlü duruşu ve bütünlüğü olan kadınlar her geçen gün daha fazla dirençlekarşılaşıyor.
Kestirme yolların, yüzeysel onayların ve duygusal alışverişlerin normalleştiği birdünyada,
kendine değer veren, derinliği olan kadınlar genellikle yanlış anlaşılıyor.
Ama bunun bedeli ağır oldu.
Kadınlığın kolektif imajı zarar gördü.
Taviz vermek artık norm haline geldi.
Sonuç olarak, birçok erkek artık kadınları anlamak için değil, onlarla pazarlık etmekiçin yaklaşıyor.
Kadınları gerçekten görmek yerine, onlara sadece ne kadar verebilirlerse o kadar değerbiçiyorlar.
Kırıntılara razı olan, geçici ilgi ya da sahte onay uğruna değerinden vazgeçen kadınlaraalıştılar.
Buna karşılık, zihnini, onurunu ve derinliğini önemseyen kadın;
zor, karmaşık ya da mesafeli olarak görülüyor.
Oysa gerçek şu ki:
Bu kadın satın alınamaz ya da manipüle edilemez.
O dikkat değil, samimiyet ister.
Baskıya değil, gerçeğe yanıt verir.
Ama bu sadece bireysel bir sorun değil; bu sistemsel bir mesele.
Çok fazla kadın hak ettiğinden daha azını kabul etmeye başladığında,
yalnızca kendi onurlarını kaybetmediler —
aynı zamanda hâlâ onurlu yaşayan her kadının yolunu da zorlaştırdılar.
Artık, sadece netlik, çaba ve dürüstlük isteyen kadın bile,
sanki “fazla şey” istiyormuş gibi görülüyor.
Zaten zor olan yolu, şimdi on kat daha çetin.
Çünkü o fazla istemiyor…
Diğerleri çok azını istemeye razı oldu.
Ve bu dengesizlik daha da derinleşti.
Erkekler artık pasif, dişil enerjiden hareket ediyor:
Takip edilmek, ilgilenilmek, onaylanmak istiyorlar.
Kadınlar ise tersine, eril rolleri üstlendi:
İlk adımı atan, destekleyen, hatta kovalamak zorunda kalan taraf oldular — işte de, aşkta da.
Erkeklik inceldi.
Erkekler artık sorumluluktan geri çekiliyor.
İş anlaşmalarından, ilişki taahhütlerinden kaçıyorlar —
çünkü doğru olanı yapmak, onlara “fazla zahmetli” geliyor.
Ama bu kayma tesadüfen olmadı.
Bu, çok fazla kadının kendi standartlarını düşürmesiyle mümkün oldu.
Ve “Ben satılık değilim” deme gücünü unutmasıyla...
Bu bir suçlama değil,
bu bir uyanış çağrısı.
Çünkü kadınlar ne kadar değerli olduklarını hatırladıklarında,
sadece kendi hayatlarını değiştirmezler...
Herkes için standardı yükseltirler.
Yazan: Maram NASR




















