Bazı işler vardır, insana sadece bir şey üretmeyi değil, aynı zamanda yavaşlamayı da öğretir. Tezhip tam olarak böyle bir şey. Fırçayı eline aldığında zamanın hızını düşürür, dünyayı biraz kısar, dikkati ise büyütür. Bir motifin içine girersin; orada aceleye yer yoktur, telaş barınmaz. Çünkü tezhip, sabırsız insanı hemen ele verir.
Bugün her şey hızlı. Hızlı tüketiyoruz, hızlı karar veriyoruz, hızlı vazgeçiyoruz. Oysa bir desenin kenarına çekilen incecik altın çizgi, sana şunu fısıldar: “Bir dur.” O çizgi düzgün olmazsa, bütün kompozisyon göze batar. Kimse fark etmese bile sen bilirsin. Sanatta asıl hesap, insanın kendisiyle yaptığı hesaptır zaten.
Tezhipte detay, süs değildir; anlamdır. Bir motifi sadece güzel olduğu için seçmezsin. Onun bir hafızası vardır, bir kültürden gelir, bir duanın, bir temenninin izini taşır. Bazen farkında olmadan, yüzlerce yıllık bir düşünceyi bugünün kâğıdına taşırsın. İşte gelenek dediğimiz şey tam da budur: Geçmişin, bugünde yeniden nefes alması.
Atölyede saatlerce aynı desenin üzerinde çalışırken şunu çok net hissedersin: Sabır, bir karakter meselesidir. Kimisi iki çizgide sıkılır, kimisi iki saat sonra vazgeçer. Ama kimisi de bilir ki, güzel olan şeyler hemen ortaya çıkmaz. Emek ister, tekrar ister, hatta bazen bozup yeniden yapmayı ister.
Modern dünyada “hız” bir meziyet gibi anlatılıyor. Oysa bazı güzellikler, hızla değil, yavaşlıkla ortaya çıkar. Bir takı tasarlarken de, bir tezhip yaparken de aslında aynı soruyu soruyorum kendime: “Bu sadece güzel mi, yoksa bir hikâyesi var mı?” Çünkü kalıcı olan şey, genelde hikâyesi olan şeydir.
Belki de bu yüzden geleneksel sanatlar bugün bize sadece estetik sunmuyor; aynı zamanda bir hayat dersi veriyor. Daha dikkatli bakmayı, daha az acele etmeyi, kusursuzluk yerine özenli olmayı öğretiyor.
Bazen bir motifin başında otururken şunu düşünüyorum: Biz hayatı da biraz tezhip gibi yaşayabilsek, belki daha az kırar, daha az kırılırdık. Daha çok bakar, daha az tüketirdik. Ve belki de en önemlisi, güzel olan şeylerin zaman istediğini yeniden hatırlardık.




















