Bazı insanlar vardır; herkesin yükünü taşırlar ama kendi yüklerini kimseye göstermezler.
Herkese yetişmeye çalışırlar.
Kimse üzülmesin isterler.
Kimse kırılmasın diye susarlar.
Kimse yalnız kalmasın diye kendi yalnızlıklarını ertelerler.
Ve bir gün gelir, aynaya baktıklarında içlerindeki yorgunluğu fark ederler.
Çünkü insan bazen başkalarını mutlu etmeye çalışırken kendisini unutabilir.
Toplum olarak bize uzun yıllar boyunca fedakârlığın kutsal olduğu öğretildi. İyi bir evlat, iyi bir eş, iyi bir anne, iyi bir dost olmanın yolu hep kendinden vermekten geçiyormuş gibi anlatıldı.
Oysa eksik bırakılan önemli bir gerçek vardı:
Kendinden sürekli vermek, bir süre sonra kendinde verecek hiçbir şey bırakmaz.
Hayır diyemeyen insanlar genellikle kötü niyetli oldukları için değil, fazla vicdanlı oldukları için zorlanırlar. Karşısındaki üzülür diye düşünürler. Yanlış anlaşılmaktan korkarlar. Sevilmemekten korkarlar. Kabul görmemekten korkarlar.
Fakat zamanla bu korkuların bedelini kendi iç huzurlarıyla ödemeye başlarlar.
İstemediği halde kabul edilen davetler…
Yorgun olduğu halde yapılan fedakârlıklar…
İçinden gelmediği halde verilen sözler…
Ve sadece kırılmasınlar diye söylenen onlarca “evet”…
Her biri insanın ruhunda görünmeyen bir yük bırakır.
Çünkü insanın en büyük yorgunluklarından biri, olmak istemediği kişi gibi davranmak zorunda kalmasıdır.
Hayır demek çoğu zaman bir reddediş olarak görülür. Oysa hayır demek her zaman karşımızdakini reddetmek değildir.
Bazen hayır demek;
“Kendime de zaman ayırmam gerekiyor” demektir.
Bazen;
“Bugün buna gücüm yok” diyebilmektir.
Bazen de;
“Kendi sınırlarımı koruyorum” demektir.
Sağlıklı ilişkiler, sınırsız fedakârlık üzerine kurulmaz. Sağlıklı ilişkiler karşılıklı saygı üzerine kurulur. Gerçekten sizi seven insanlar, her isteğe evet demediğinizde de sizi sevmeye devam ederler.
Çünkü sevgi; kendini tüketmek değil, kendini koruyarak paylaşabilmektir.
Belki de çoğumuzun öğrenmesi gereken şey, herkese yetişmeye çalışmak yerine önce kendimize yetişmektir.
Kendimizi son sıraya koyduğumuzda bunu çoğu zaman fedakârlık sanıyoruz. Oysa insan kendi ihtiyaçlarını sürekli görmezden geldiğinde içinde sessiz bir kırgınlık büyümeye başlıyor.
Sonra neden bu kadar yorgun olduğunu anlayamıyor.
Neden kimsenin onu anlamadığını düşünüyor.
Neden içindeki neşeyi kaybettiğini sorguluyor.
Çünkü bazen tükenmişlik, çok çalışmaktan değil; kendimizi ihmal etmekten kaynaklanır.
Bugün kendinize şu soruyu sorun:
“Hayatımda sadece başkaları mutlu olsun diye sürdürdüğüm neler var?”
Bu sorunun cevabı sizi şaşırtabilir.
Ve belki de uzun zamandır ihtiyaç duyduğunuz ilk adım, birilerine hayır demek değil; kendinize evet demektir.
Çünkü insan önce kendisine verdiği değeri öğrenir.
Sonra dünya ona nasıl davranacağını öğrenir.
Unutmayın…
Hayır demek bencillik değildir.
Bazen hayır demek, ruhunuzun size fısıldadığı en sağlıklı cevaptır.
Ve bazen tek bir “hayır”, yıllardır taşıdığınız yükleri omuzlarınızdan indirmeye yeter.
Haftanın Farkındalık Sorusu:
Bugün kendimi korumak için hangi konuda hayır demeye ihtiyacım var?
— Ece Şenci Tutu
Öze Dönüş ve Şifa Alanı
(Instagram: @ecesencitutu.ozedonus24)















