Hayat bazen öyle hızlı akar ki, bir gün aynaya baktığımızda yüzümüzdeki yorgunluğu fark ederiz ama sebebini bilemeyiz. Herkese yetişmeye çalışırken, aslında en çok kendimizden uzaklaştığımızı göremeyiz.
Sabah gözümüzü açar açmaz sorumluluklar başlar. Çocuklar, iş, ev, telefonlar, mesajlar, yapılacaklar listesi… Gün biter ama içimizde bir boşluk kalır. Çünkü gün boyunca herkese dokunmuşuzdur ama kendimize hiç dokunmamışızdır.
Çoğu insan yorgun olduğunu düşünür. Oysa mesele yalnızca yorgunluk değildir. İnsan bazen kendisini unutmanın ağırlığını taşır. Sürekli başkalarının ihtiyaçlarını öncelik haline getirmek, zamanla kişinin kendi sesini duyamamasına neden olur.
Peki son olarak ne zaman sadece kendin için bir şey yaptın?
Ne zaman sessizce oturup gerçekten ne hissettiğini sordun?
Ne zaman başkalarının senden beklentilerini değil, kendi ihtiyaçlarını dinledin?
Kendine dönmek büyük değişimlerle başlamaz. Bazen bir fincan kahveyi sessizce içmek, bazen on dakika yürümek, bazen de sadece “Bugün nasılım?” diye sormak yeterlidir.
Çünkü insanın en uzun yolculuğu, kendisine yaptığı yolculuktur.
Bu hafta kendine küçük bir söz ver:
“Bugün, herkese gösterdiğim özeni biraz da kendime göstereceğim.”
Belki de ihtiyacın olan şey yeni bir hayat değil, kendine yeniden dönmektir.
Sevgiyle,
Ece Şenci Tutu















