Erteliyoruz Ama Neden? Beynimizin Erteleme Alışkanlığı ve Çözüm Yolları
Hepimiz bir şeyleri erteliyoruz. Biriken işler, sürekli aklımızda olup elimizin bir türlü gitmediği görevler, son dakika tamamlanan projeler… Bazen “Neden bunu yapmıyorum ki, bu kadar zor değil aslında?” diye kendimize kızıyoruz. Ama erteliyoruz. Sonra biraz suçluluk, biraz stres, üstüne bir miktar kendimize duyduğumuz hayal kırıklığı ekleniyor. Peki neden böyle oluyor?
Öncelikle, ertelemenin bir tembellik meselesi olmadığını söyleyerek başlayalım. Erteleme, beynimizin çalışma prensibinden kaynaklanıyor. Beynimiz, anlık ödülleri daha çekici buluyor ve uzun vadeli faydalara öncelik vermekte zorlanıyor. Mesela, bir şeyin sonucunu hemen göremiyorsak, onu yapma isteğimiz de azalıyor. Beyin, kısa vadede daha az çaba gerektiren ve daha keyifli olan şeyleri tercih ediyor. Bu yüzden önemli bir sunum hazırlamak yerine saatlerce sosyal medyada gezinmek ya da ev temizliği yapmaktansa bir diziye başlamak daha cazip geliyor.
Bir de işin duygusal tarafı var. Ertelediğimiz iş genellikle bize bir tür rahatsızlık veriyor. O işe dair bir kaygımız, özgüven eksikliğimiz ya da başarısız olma korkumuz olabilir. “Ya yeterince iyi yapamazsam?”, “Ya hata yaparsam?”, “Zaten mükemmel yapmam lazım.” gibi düşünceler devreye girince, beynimiz stresten kaçmak için anında daha kolay bir işe yöneliyor.
Bazen de sadece beynimizin bizi kandırmasına izin veriyoruz. “Şimdi modumda değilim, sonra yaparım.” diyoruz ama o “sonra” hiç gelmiyor. Çünkü beynimiz, “Bunu şimdi yapmazsan ileride daha istekli hissedeceksin.” gibi koca bir yalan söylüyor. Oysa gerçekte, bir işe başlamadıkça onu yapmak için daha istekli olmayız, tam tersi daha fazla kaçınırız.
Peki, Ne Yapabiliriz?
Öncelikle erteleme alışkanlığını kırmanın yolu kendimize savaş açmak değil, beynimizin nasıl çalıştığını anlamaktan geçiyor. Eğer beynimiz kısa vadeli ödülleri seviyorsa, biz de onu kandırabiliriz. İşte gerçekten işe yarayan bazı yöntemler:
1. “Sadece 5 Dakika” Kuralı
Beyin büyük işleri gözünde büyütür, bu yüzden başlamak en zor kısımdır. “Sadece 5 dakika yapacağım.” diyerek kendinizi kandırın. Genellikle 5 dakika başlayınca devamı gelir, çünkü işe girdikçe zor gelmemeye başlar.
2. Görevleri Küçük Parçalara Bölün
Büyük bir iş göz korkutucu gelir ve beynimiz ondan kaçar. Onu küçük adımlara bölüp her adımı ayrı bir görev gibi düşünmek işleri kolaylaştırır. “Rapor yaz” yerine, “Dosyayı aç, başlığı yaz, giriş paragrafını yaz” gibi küçük adımlar belirleyin.
3. Beyninizi Anlık Ödüllerle Motive Edin
Eğer beyin kısa vadeli ödüller istiyorsa, biz de ona ödüller verebiliriz. “Şu bölümü bitirince kahve içeceğim.”, “Bu e-postayı yazdıktan sonra 5 dakika sevdiğim şarkıyı dinleyeceğim.” gibi minik ödüllerle süreci daha çekici hale getirin.
4. Mükemmeliyetçilik Tuzağından Kurtulun
Ertelemenin en büyük nedenlerinden biri “Bunu mükemmel yapmalıyım.” düşüncesidir. Oysa çoğu zaman %70’lik bir iş bile başlamak için yeterlidir. Kendinize “Mükemmel olmak zorunda değil, sadece başlamam yeterli.” deyin.
5. Kendinizi İzleyin ve Neyi Ertelediğinizi Not Alın
Fark etmeden ertelediğimiz şeyleri tespit etmek için bir hafta boyunca her gün ertelediğiniz işleri not alın. Çoğu zaman belli başlı işleri sürekli ertelediğimizi fark ederiz. Eğer bunları bilinçli bir şekilde takip edersek, çözüme daha kolay ulaşırız.
Unutmayın, erteleme bir alışkanlık ve alışkanlıklar değiştirilebilir. Ama bu değişim, kendimize savaş açarak değil, beynimizin nasıl çalıştığını anlayarak olur. Kendinize yüklenmeyin. Hepimiz erteliyoruz. Bazen canımız gerçekten istemiyor, bazen korkuyoruz, bazen de nereden başlayacağımızı bilemiyoruz. Ama önemli olan, bu döngüyü fark etmek ve küçük bir yerden kırmaya başlamak.
Bugün “Yarın başlarım.” deme günü değil. Çünkü hepimiz çok iyi biliyoruz ki o “yarın” bir türlü gelmiyor. Ama belki de mesele yarına bırakmak değil, şu an küçük bir adım atmak. Şimdi şu ertelediğiniz şeyi düşünün. Hani uzun zamandır aklınızda olup da sürekli gözünüzde büyüttüğünüz şeyi. Şimdi ona bakın ve “Sadece 5 dakika” deyin. Bırakın, mükemmel olmasın, hızlı olmasın, ama başlasın. Çünkü başlamak, o zinciri kırmanın ilk ve en önemli adımıdır. Ve inanın, başladıktan sonra devamı düşündüğünüzden çok daha kolay gelecek.



















