14 ŞUBAT VE BENZERİ ÖZEL GÜNLERİN UNUTULMASI EŞİN DUYGUSAL DÜNYASINI İHMAL ETMEK MİDİR ?
Evlilik, hukuki ve sosyal bir kurum olarak taraflara birtakım hak ve yükümlülükler getirir. Ancak evlilik birliğinin devamı, yalnızca hukuki statüye dayanmaz; tarafların birbirlerine karşı yerine getirmeleri gereken manevi ve duygusal sorumluluklar da bu birliğin temel taşlarından biridir. İşte tam da bu noktada, eşlerin birbirine yönelik ilgisizliği, duygusal ihmalleri ve ortak hayatın gerektirdiği bazı beklentileri karşılamamaları, boşanma davalarında kusur olarak değerlendirilebilmektedir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin kararlarında da açıkça görüldüğü üzere, özel günleri önemsememek, eşin manevi beklentilerini karşılamamak ve ilgisiz davranışlar sergilemek boşanma davalarında ; eşinin duygusal beklentilerini karşılamayan tarafın kusurlu sayılmasına neden olabilmektedir. Örneğin, eşlerden birinin özel günlerde diğerini tamamen görmezden gelmesi, doğum günü, evlilik yıl dönümü ,14 Şubat sevgililer günü gibi anlam yüklenen günleri hatırlamaması ve kayıtsızlığı alışkanlık hâline getirmesi, Yargıtay tarafından evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olan bir unsur olarak görülmüştür. Yargıtay, duygusal ihmalin ve eşe yönelik ilgisizliğin belirli bir seviyeyi aşması hâlinde boşanma sebebi teşkil edebileceğini belirtmektedir. 2. Hukuk Dairesi’nin kararlarında, bir eşin sürekli olarak diğerinin manevi ihtiyaçlarını görmezden gelmesi, değer vermediğini hissettirmesi ve evlilik birliğinin duygusal bağını zedeleyici davranışlarda bulunmasının, boşanma davalarında kusur oranını artırabileceği, vurgulanmaktadır. Örneğin, bir olayda eşlerden birinin, diğerinin özel günleri defalarca hatırlatmasına rağmen hiçbir zaman hatırlamaması, hediye almaması ve özel bir çaba göstermemesi, Yargıtay tarafından “eşin manevi dünyasını ihmal etmek” olarak değerlendirilmiş ve kusur olarak kabul edilmiştir. Başka bir olayda ise, eşlerden birinin düğün yıldönümlerini sürekli unutması, diğer eşin bu durumu dile getirmesine rağmen önemsememesi ve yıllarca süren bir duygusal uzaklık yaratması, evlilik birliğinin temelinden sarsıldığına dair delil olarak kabul edilmiştir. Kusur Oranının Maddi ve Manevi Tazminat Üzerindeki Etkisi Boşanma davalarında kusur oranı, maddi ve manevi tazminat miktarlarının belirlenmesinde büyük bir rol oynar. Eşlerden biri, diğerinin ilgisizliği ve manevi destek eksikliği sebebiyle ciddi anlamda yıpranmışsa, manevi tazminat talep edebilir. Yargıtay, evlilik süresince sürekli duygusal olarak ihmal edilen eşin, boşanma sonrası psikolojik açıdan daha fazla zarar gördüğünü ve bu durumun manevi tazminat miktarının belirlenmesinde dikkate alınması gerektiğini çeşitli kararlarında belirtmiştir. Örneğin, bir olayda, eşlerden biri evlilik boyunca özel günleri hiçbir şekilde önemsememiş, diğer eşi sürekli olarak yalnız hissettirmiş ve bu durum yıllarca sürmüştür. Mahkeme, bu davranışların psikolojik yıpranmaya neden olduğunu kabul etmiş ve manevi tazminata hükmetmiştir. Maddi tazminat açısından ise, evlilik süresince duygusal olarak ihmal edilen eşin, boşanma sonrası ekonomik ve sosyal hayatında dezavantajlı duruma düşmesi hâlinde, bu durumun maddi tazminat miktarına etki edebileceği kabul edilmektedir. Örneğin, evlilik boyunca eşinin desteğini hissetmeyen ve bu nedenle iş hayatında geri planda kalan bir kişi, boşanma sonrası ekonomik olarak zor duruma düşmüşse, bu durum maddi tazminat hesaplamalarında dikkate alınabilir. Yargıtay’ın kararları incelendiğinde, evlilikte yalnızca fiziksel sadakatin değil, manevi bağlılığın da önemli olduğu ve bu bağlılığın ihlal edilmesinin boşanmada kusur olarak değerlendirilebileceği görülmektedir. Özel günlerde tamamen ilgisiz kalmak, eşin manevi beklentilerini görmezden gelmek ve sürekli bir duygusal mesafe yaratmak, boşanma davalarında kusur oranını artıran unsurlar arasında yer almaktadır. Bu gibi davranışlar, boşanmaya sebep olmasının yanı sıra tazminat miktarını belirlenmesinde de etkili olabilmektedir. Dolayısıyla, evlilik sadece hukuki bir birliktelik değil, aynı zamanda duygusal ve sosyal bir bağdır. Yargıtay’ın yaklaşımı da göstermektedir ki, bu bağın sürekli olarak zedelenmesi, eşlerden birinin manevi olarak ihmal edilmesi ve bu durumun kronik bir hâl alması, hukuki anlamda kusur teşkil edebilecek ve boşanma sürecinde tazminat yükümlülüğünü doğurabilecek bir unsur olarak değerlendirilmektedir.



















