Beşiktaş’ta bir restoranın önünde yaşanan istinat duvarı çökmesi, Türk hukukunda hem hukuki hem de cezai sorumluluk kavramlarını tartışmaya açtı. Bu olayın çerçevesinde ünlü şef Somer Sivrioğlu’nun da sanık olarak yer aldığı dava, kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Hem bireysel hem de kurumsal sorumlulukların netleşmesi açısından bu dava, dikkatle incelenmesi gereken bir örnek oluşturuyor.
Olayın Detayları
Mayıs 2022’de Beşiktaş’taki bir restoranın istinat duvarı çöktü. Bu olay, yoldan geçen Ürdünlü eski diplomat Ahmet Muhammed Salem Lubbad’ın ölümüne ve bir başka kişinin yaralanmasına neden oldu. İddianamede, duvarın uzun süre tadilat görmediği, teknik gerekliliklere uyulmadığı ve onarım yapılmadan kullanıma sunulduğu belirtiliyor. Sanıklar hakkında “bilinçli taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma” suçundan 22 yıl 6 aya kadar hapis cezası talep edildi.
Somer Sivrioğlu’nun Savunması
Somer Sivrioğlu, restoranı Aralık 2021’de devraldığını ve işletmeye açmadan önce tadilat yaptırdığını belirtti. Ancak, istinat duvarının tehlike arz ettiğini fark etmediğini, hatta duvarın restoranın sorumluluk alanında olduğunu bile düşünmediğini ifade etti. Sivrioğlu,savunmasında şunları söyledi: “İstinat duvarına dışarıdan bakıldığında tehlikeli olduğu anlaşılmıyordu. Duvarın belediyeye ait olduğunu düşünüyordum. Eğer sorumluluk bizimse ve bunu bilseydim, mutlaka önlem alırdım.”
Hukuki ve Cezai Sorumluluk Tartışmaları
Bu davada öne çıkan temel mesele, istinat duvarının bakım ve onarım sorumluluğunun kime ait olduğunun belirlenmesi. Türk Medeni Kanunu’na göre taşınmazın maliki, yapının güvenliğinden birincil derecede sorumludur. Ancak kiracılar da kiraladıkları alanı dikkatli kullanmak ve tehlike arz eden durumları malik ya da yetkili makamlara bildirmekle yükümlüdür. Somer Sivrioğlu, bu yükümlülüğünü yerine getirip getirmediği tartışılan sanıklardan biri. Cezai boyutta ise “bilinçli taksir” kavramı devreye giriyor. Türk Ceza Kanunu’na göre, öngörülebilir bir tehlikenin önlenmemesi durumunda fail, bilinçli taksirle sorumlu tutulabilir. Savcılık, duvarın çökme riskinin öngörülebileceğini ve gerekli önlemlerin alınmamasının cezai sorumluluğa yol açtığını iddia ediyor.
Diğer Örnek: Kartal Bina Çökmesi
Bu dava, 2019 yılında Kartal’da çöken bina olayını hatırlatıyor. Kartal’daki faciada da yetkililerin ihmalkârlıkları, çok sayıda can kaybına yol açmıştı. Mahkeme, bina sahipleri ve yetkilileri cezalandırmış, yapı güvenliğine yönelik denetim eksikliklerini vurgulamıştı. Bu gibi davalar, yapı güvenliğinin toplumsal önemini ortaya koyuyor.
Dava Sürecinde Kamu ve Özel Sektörün Rolü
Bu davada, belediyenin sorumluluğu da tartışma konusu. Sanıklar, duvarın belediyenin sorumluluk alanında olduğunu öne sürerken, dava sürecinde mahkeme yerinde keşif yaparak bu iddiayı inceleyecek. Eğer duvarın belediyeye ait olduğu tespit edilirse, kamu otoritesinin de sorumluluğu gündeme gelebilir Somer Sivrioğlu davası, sadece bireylerin değil, aynı zamanda kamu otoritelerinin ve işletmelerin sorumluluklarının da masaya yatırıldığı bir örnek. Olaydan çıkarılacak dersler şunlardır: Denetimlerin Önemi: Yapıların düzenli aralıklarla denetlenmesi ve güvenlik standartlarına uygun hale getirilmesi hayati önem taşıyor. • Sorumlulukların Netleştirilmesi: Mülk sahipleri, kiracılar ve kamu otoriteleri arasındaki sorumluluk paylaşımı daha net bir şekilde tanımlanmalı. • Kamuoyuna Duyarlılık: Bu tür davalar, toplumda güvenlik bilincini artırmalı ve benzer olayların yaşanmasını önlemelidir. Bu dava, adaletin sağlanması açısından önemli bir test olacaktır. Hukuk sistemi, ihmallerin ağırsonuçlar doğurmasını engellemek için caydırıcı kararlar almalıdır. Hem bireysel hem de kurumsal aktörlerin daha duyarlı olması, gelecekte benzer faciaların önüne geçebilir



















